Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

METRAJ

SİYAD, BEYOĞLU SİNEMASI’NI DESTEKLİYOR!

 

SİYAD'ın (Sinema Yazarları Derneği) seçtiği 14 film,                 4-17 Temmuz arasında iki hafta boyunca her gün            Beyoğlu Sineması’nda gösteriliyor.

Amerikan sineması dışında sinemaların örneklerine yer vermesiyle İstanbul’un kültürel hayatında önemli bir yer tutan ve bugünlerde kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Beyoğlu Sineması’nı desteklemek amacıyla, SİYAD işbirliğiyle özel bir toplu gösteri düzenleniyor.

SİYAD’ın son birkaç yılda gerçekleşterdiği Yılın En İyi Yabancı Filmi seçimlerinde ilk 20’ye giren filmler arasından belirlenen 14 film          4-17 Temmuz tarihleri arasında gösterimde olacak.

Guillermo Del Toro’nun Oscar’lardan FIPRESCI ödüllerine kadar sayısız ödül alan filmi “Pan’ın Labirenti”, Alfonso Cuaron’un çarpıcı filmi “Son Umut”, A. Gonzales Inarritu’nun Brad Pitt ve Cate Blanchett’li “Babil”i, Ken Loach’un Altın Palmiye’li “Özgürlük Rüzgarı” ve Tom Tykwer’in aynı adlı çok satan romandan uyarladığı “Koku” bu filmlerden birkaçı.

“Başkalarının Hayatı”, “Küçük Gün Işığım”, “Dönüş”, “Kuzey Faresi”, “Bükreş’in Doğusu”, “Esma’nın Sırrı”, “Üç Defin”, “Tutku Oyunları” ve “13” seçkide yer alan diğer önemli filmler

Bilet fiyatlarının tüm gün ve seanslarda 5 YTL olacağı bu toplu gösterim sayesinde İstanbullu sinemaseverler bütün bu filmleri ilk kez ya da yeniden Beyoğlu Sineması’nda izleme fırsatını yakalayacak.

Hırçın Kız [ OYUN ATÖLYESİ PROGRAMI ]


Shakespeare’in ünlü komedilerinden Hırçın Kız, kadın erkek ilişkisinde kadının erkek tarafından baskılanmasını, evcilleştirilip boyun eğdirilmesini anlatıyor.

Yöneten: Kemal Aydoğan

Oynayanlar:

Aybanu Aykut, Fırat Tanış,

Timur Acar, Osman Akça, Gözde Başaran, Pınar Bekaroğlu,

Evren Erler, Mert Fırat, Gözde Kırgız,

Aylin Kontente, Toğan Şerif Önay, Muharrem Özcan, Selen Öztürk, İnan Ulaş Torun, İpek Türktan, Onur Ünsal

 

Oyun gün ve saatleri:

21 Şubat Perşembe 20.30 (ind)

22 Şubat Cuma 20.30

23 Şubat C.tesi 20.30

24 Şubat Pazar 16.00

FİKRET BEY SİNEMALARDA

30-07-2007_16-36-19_4274

“Fikret Bey”, işini kaybetmiş, oğlu siyasi sürgünde olan yaşlı bir adamdır.
Film bu yaşlı adamın işyerinde geçirdiği son günlerden birini anlatır. 13 Ekim 1988 tarihli bu gün, yaşlı adam için herhangi, sıradan bir
02-08-2007_18-42-00_5611 gündür.
Yaşamı sona ermekte olan Fikret Bey, gençliğinde kendi çapında önemli bir atılım yaparak yerli üretime katkıda bulunmuştur. İşine çok bağlı olan yaşlı adam iflas ederek, hayatının son yıllarını bu problemle boğuşarak geçirmiştir. Bu arada 12 Eylül sonrası karanlığında siyasi suçlu olan oğlu, bir süre hapis yatıp çıktıktan sonra yurt dışına gitmiştir. Oğlunun ve bütün hayatı boyunca emek verdiği işinin kaybıyla elinde hiçbir şey kalmamıştır.
Filmin hikaye ettiği günde kiraya verdiği işyerinin saçma sapan yıpratıcı sorunlarıyla uğraşırken kendi hikayesi de seyirciye aktarılır.
Fikret Bey filmin içinde yaşanan gün süresince sıradan bir akış içinde debelenirken yaşamının anlamı üzerine düşünür, insanlarla sohbet eder,
30-07-2007_16-32-58_1141 onlara deneyimlerini anlatır.Beş yıldır görmediği oğluyla zihninde konuşur, hatırlar.
Oturduğu masada zaman onun için durmuş gibi görünse de hayat onun için de aslında hatırlayarak, konuşarak, anlatarak, şakalaşarak, sinirlenerek, acı çekerek devam etmektedir. Fikret Bey, iş yerinde otuz yıldır yanında çalışan bekçisi Mehmet’le baş başa, sevgi ve saygıya dayalı bir dostluk içinde günlerini geçirmektedir.
Ama hayat Mehmet için de zordur. Emekliliği yaklaşmış olduğu halde Fikret Bey’i yalnız bırakmamak için sürekli işyerinde kalmakta, gündüzleri eve gitmek yerine Fikret Bey’in bakımıyla uğraşmaktadır. Mehmet, çok özel, iyi niyetli, fedakar, dürüst bir adamdır. Film Fikret Bey’le birlikte Mehmet’in hikayesini de anlatır.
Fikret Bey de, Mehmet de Türkiye’nin insan malzemesi ve toplumsal yapısı hakkında önemli ipuçları veren değerli, nitelikli insanlardır.
30-07-2007_16-31-22_9289
Fikret Bey’in kızı Zeynep, filmin diğer bir kahramanıdır. Babasının ve ailesinin sancılı dönemine tanıklık eden ve babasının günlerinin sayılı olduğunun bilincinde olan Zeynep, bu mantıksız, hüzün verici yaşam döngüsüne kendince müdahale etmeye çalışsa da aslında yapabileceği çok bir şey yoktur. Babasının işyeri artık çoktan kapanmış, aynı zamanda üretime ve yaratıcılığa dayalı bir zihniyetin Türkiye’de sonuna gelinmiştir. Filmin bütün kahramanları aslında bu biten dönemin hüznünü ve hayal kırıklığını üzerlerinde taşımaktadır. Öte yandan büyük ideallerle inşa edilen fabrika mekanı da bir harabeye dönmüş, toplumsal hayatta bu tür üretim tarzının marjinalleşmesine paralel olarak değerini ve önemini yitirmiştir. Filmin geçtiği mekan ayrıca kendi başına bir kahramandır. Kendi öyküsünü kendi anlatan bir mekan-kahraman….. 30-07-2007_16-00-22_185
“Fikret Bey”, yaşlılık, kayıplar, dostluk, fedakarlık gibi temaların yanında filmin karakterleri bağlamında, Türkiye’nin yakın tarihini, kahramanların özel yaşamları ve mekan aracılığıyla gündeme getirmeyi ve seyircinin bu süreci sorgulamasına katkıda bulunmayı da amaçlamaktadır.

OYUNCULAR:EROL KESKİN FUAT ONAN GÖKÇE ALGAN METİN ARSLAN DENİZ KOÇAK

 




IRKÇILIĞIN PANZEHİRİ SANAT

Fatih Akın Yaşamın Kıyısında adlı son filmiyle adını bir kez daha duyuran yönetmen Fatih Akın ve Takva filminin senaristi Önder Çakar Türkiye'de tırmandırılan ırkçı ve şovenist yaklaşımlara karşı duyarsız kalan aydınları eleştirdi. Almanya'nın Hamburg kentinde önceki gün Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) tarafından 'Sinema, Emekçiler ve Politika' konulu bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Takva filminin senaristi Önder Çakar, ünlü yönetmen Fatih Akın ve oyuncu Feridun Koç katıldı. Türkiye'de yaşanılan militarist ortamı ıg3o'lu yılların Almanya'sına benzeten Çakar, bin yıllardır birlikte yaşayan Kürt ve Türk halkının birbirine düşman edilmeye çalışıldığını söyledi.

ıggö'da bir grup arkadaşıyla Yeni Sinemacılar adı altında sinema macerasına başladıklarını belirten Çakar, kolektif sinema anlayışını esas aldıklarını belirterek, 'Yeni Sinemacılar' olarak tanınmalarına karşın geçmişi de yadsımadıklarını söyledi. Başta Yılmaz Güney sineması olmak üzere geçmişin kendileri için değerli bir miras olduğunu ifade eden Çakar, Takva filminin aynı zamanda dine eleştirel bir bakış açısıyla çekildiğini belirterek, çekimler esnasında herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını anlattı.

BİRKAÇ AYDIN DIŞINDA KİMSEDEN SES YOK
Türkiye'de tabu olarak nitelendirilen birçok şey hakkında film yapılmasına karşın ordunun hâlâ en büyük tabu olarak kalmaya devam ettiğini söyleyen Çakar, Türkiye'de son dönemlerdesenarist Önder Çakar bizzat bir devlet politikası olarak hayata geçirilen milliyetçi dalganın en çok Türk medyası tarafından körüklendiğine dikkat çekti. Tüm bu olumsuz hava içerisinde Ankara'da kırk bin insanın barışı haykırmak için alanlara çıkmasına büyük önem verdiklerini söyleyen Çakar, ırkçılığa karşı duyarsız kalan hatta alet olan Türkiyeli aydınları da eleştirdi.

Duvara Karşı, Temmuzda ve Yaşamın Kıyısında gibi ses getiren filme imza atan yönetmen Fatih Akın da konuşmasında Türkiye'de yaşananların kimse tarafından tasvip edilemeyeceğini kaydetti. Akın, herkesin ırkçılığın tırmandırılmaması için duyarlı olmasını isteyerek, "Ne yazık ki bu konuda bir avuç ayydından başka kimseden herhangi bir ses çıkmıyor" dedi. Akın, Türklerle Kürtlerin bir arada yaşamasını kültürel bir zenginlik olarak tanımlayarak, ırkçı saldırıların Avrupa'ya taşınmaması için herkesin yapabilecekleri bir şeyler olduğuna vurgu yaptı.

Daha sonra konuşan oyuncu ve yönetmen yardımcısı Feridun Koç ise şovenizm ve milliyetçiliğin en büyük panzehirinin sanatsal çalışmalar olduğunu dile getirdi. Koç, hiçbir savaşta din adamlarının öldürülmediğini ancak Malatya ve Trabzon örneklerinde de olduğu gibi Türkiye'de insanların inançlarının bile katledilmeleri için bir gerekçe olabildiğini hatırlattı. Aydın ve sanatçıların görevinin her türlü gericiliğe karşı çıkmak olduğunu belirten Koç, "Biz yaptığımız filmle bunu irdelemeye çalıştık" dedi. Konuşmaların ardından Takva filminin galası Hamburg Abato sinemasında yapıldı. Galada filmin başrol oyuncusu Erkan Can, senarist Önder Çakar, yönetmen Fatih Akın'ın aralarında çok sayıda sanatçı katıldı.

kaynak:birgün

ANKA KUŞU


Senaryo, idealist bir film yönetmeni olan Selman’ın gerçek aşka ve aşkın gerçeğine ulaşma çabası üzerine kuruludur. Hayatın arka planına bir ışık tutma iddiasındadır. Selman, filmde içindeki ve dışındaki haksızlıklara, kuşatılmışlıklara başkaldıran çağdaş bir kahraman olarak yer alır. Selman, bir taraftan kendisiyle savaşma pahasına içindeki çarpıklıkları sorgular, ölümsüzlük sırrını arar, “imkansız”ı aşmaya çalışır; diğer taraftan da çağdaş “Bolu beyleriyle” savaşma pahasına darbeler üzerine film çeker, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini, toplumdaki başörtüsü sorununu gündeme taşır. Öykü, 12 Eylül öncesi Türkiye’nin ekonomik ve siyasal renklerini yansıtan bir Anadolu yöresi olan, Köroğlu’nun yaşadığı Bolu ve Göynük’te başlar, İstanbul’da biter. Küçükken bu kasabada ulusal kültürünün yaşatıldığı, saf temiz bir dergah cemaati içinde yetişen Selman, zamanla bu cemaate ters düşer. Yönetmen olma tutkusu içindedir. Sevdiği kızın peşinden kasabayı terk eder, İstanbul’a gelir. Kendi kültürüne yabancılaşmış bir ortama sürüklenir. Ancak, kendini büyük maceraların önüne atmıştır: Yıllar önce izini kaybettiği sevgilisini ve 12 Eylül darbe öncesi evinden alınıp götürülen yıllardır haber alamadığı babasını nasıl bulacak, içinde büyük bir anafora dönüşen ölümsüzlük arayışlarını nasıl dindirecektir?



ATIF YILMAZ'IN HAYATI

ATIF YILMAZ

1925'te Mersin'de doğdu. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. 1947'de Tavanarası Ressamlar Topluluğu'na katıldı. Aynı yıllarda "Beş Sanat" dergisinde sinemayla ilgili yazıları yayınladı. Bir ara senaryo ve sinema afişleri yaptı. 1950'de Semih Evin'in asistanı olarak sinemaya geçti. Bir yıl sonra "Kanlı Feryat" filmiyle yönetmenliğe başladı. 1960'da Orhan Günşiray ile birlikte "Yerli Film" yapımevini kurdu. Çeşitli sinema derneklerinde ve sendikalarında görev aldı. Kendi hesabına yapımevi kurdu sonra kapattı. 1980'de Ömer Kavur ve Yavuz Özkan ile birlikte ADAF'ı kurdu. Bu şirket dağıldıktan sonra, kendi adına bir yapımevi açtı. Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan Atıf Yılmaz, hemen hemen her türde yapıtlara imzasını atmasına rağmen, belirli bir çizginin üzerinde kalmayı bildi. Özellikle köy yaşamını anlatan ve toplumsal içerikli filmlerde başarı sağladı. Çoğunlukla kendi yönettiği filmlerin senaryolarını kendi yazdığı gibi başka yönetmenlere de senaryolar yazmıştır (Üç Arkadaş, Ateşten Damla gibi). Piyasa işi filmlerinde bile belirli bir biçimsel olgunluk ile rahat bir anlatımı bulunmaktadır.

Atıf Yılmaz, hemen hemen her türde film yaptı ve çeşitli akımlar denedi. Filmleri yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli ödüller kazandı.

1951'den başlayarak çeşitli yapım şirketleri kurdu ve Türk sinemasında pek çok ünlü yönetmenin yetişmesine katkıda bulundu. Atıf Yılmaz halen film çekmektedir.

Sinema oyuncusu Nurhan Nur ve daha sonra da senarist Ayşe Şasa ile evlenen Atıf Yılmaz, üçüncü evliliğini Deniz Türkali ile yaptı.

ADİLE NAŞİT KİMDİR?

ADİLE NAŞİT Adile Naşit, 17 Haziran 1930’da Istanbul’da dogdu. Asil adi Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Haniım ile ünlü komedyen Nasit’in kizidir. Babasinin ölümü üzerine öğrenimini yarım bırakarak, 1944 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi. Herseyden Biraz oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nin tiyatrosuna girdi. 1948’de komedi oyunculari Aziz Basmaci ve Vahi Öz’le birlikte kurduklari toplulukta 1951 yilina kadar çalisti. Yine 1948 yilinda Lüküs Hayat filmiyle sinema oyunculuguna basladi.

1950’de, kendisi gibi tiyatorcu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960’a dek burada çalışti. 1961’de, eşi Ziya Keskiner ve abisi Selim Naşit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. Bu toplulugun dagilmasindan sonra 1963’te girdigi Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalışmıştır. Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asil girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altin Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandi. Bu, Türk sinemasinda, ‘star’ olmayan bir basoyuncunun kazandigi ilk ödüldü. Rifat Ilgaz’in eserlerinden sinemaya aktarilan Hababam Sinifi filmlerinin birçogunda, müstahdem kadin rolüyle yeraldi ve buradaki oyunculuguyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladi. 1981 yilinda TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk programı yapmaya başlad.

Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini basarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi. Adile Naşit, 11 Aralik 1987’de İstanbul’da vefat etti.

TRT DEN KISA FİLM ÇEKMEK İSTEYENLERE DESTEK

SANATIN EMEKTARLARI Eğer elinizde ilginç bir senaryo varsa ve bunu filme çekmek istiyorsanız, bu olanağı değerlendirebilirsiniz.

TRT gençlere ücretsiz kamera, kamera ekibi, ses, ışık, avid kurgu, seslendirme olanakları sunuyor.

Adres: GENÇ SİNEMACILAR
TRT Genel Müdürlüğü Çocuk ve Gençlik Programları Müdürlüğü C Blok Kat : 6 No : 634 Oran ANKARA

Sorumlu Kişi: Ömer Faruk KUTLU
Tel: 0312 491 27 90
Cep: 0535 358 80 81
gencsinemacilar@trt.net.tr

DEVLET TİYATROLARI TARİHİNDEN BİR KARE

1971-1972 gömü oyuncular(soldan sağa)MUAMMER ÇIPA,AYŞEGÜL ATİK,MELİHA ARS

DT KURULUŞU VE GNL.MÜDÜRLERİ

Devlet Tiyatrosu, Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi’nin bir aşaması olarak, 1949 yılında, “Devlet Tiyatro ve Operası” adıyla kurulmuştur. Konservatuvar’ın kurulduğu 1936 yılından 1947 yılına kadar, Tiyatro Bölümü’nü Alman Tiyatro Sanatçı ve Yöneticisi Carl EBERT yönetmişti.1940 yılında, “Tiyatro ve Opera Tatbikat Sahnesi” kuruldu.
1947 Mart’ında Türkiye’den ayrılan Carl EBERT’in yerine, Tatbikat Sahnesi’nin yöneticiliğine Muhsin ERTUĞRUL getirildi. 27 Aralık 1947’de Küçük Tiyatro, 2 Nisan 1948’de Büyük Tiyatro açıldı.
10 Haziran 1949 günü çıkarılan “Devlet Tiyatro ve Operası’nın Kuruluş Yasası”, 16 Haziran’da yürürlüğe girdi. Muhsin ERTUĞRUL, Devlet Tiyatro ve Opera Genel Müdürlüğü’ne getirildi.
Devlet Tiyatrosu, 1 Ekim 1949 akşamı Küçük Tiyatro’da Cevat Fehmi BAŞKUT’un “Küçük Şehir”, Büyük Tiyatro’da Johann Wolfgong von Goethe’nin “Faust” adlı oyunlarıyla açıldı. 20 Kasım 1949’da, Devlet Tiyatrosu’nun ilk çocuk oyunu “Yıldız Ece” sahneye konuldu.
1950–1951 mevsimi sonunda Devlet Tiyatro ve Operası Genel Müdürlüğü’ne Cevat Memduh ALTAR getirildi. 1954 yılında Genel Müdürlük görevine yeniden Muhsin ERTUĞRUL atandı.
Üçüncü Tiyatro, 4 Şubat 1956’da Garson KANİN’in “Dünkü Çocuk”, Oda Tiyatrosu 5 Ekim 1956’da Jan de HARTOG’un “Bir Yastıkta” adlı oyunlarıyla açıldı.
28 Eylül 1957’de açılan Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’nda, 30 Eylül’de Celâl Esat ARSEVEN’le Salâh Cimcoz’un "Üçüncü Selim”, İzmir Devlet Tiyatrosu’nda 1 Ekim’de John Boynton PRİESTLEY’in “Haftabaşı” adlı oyunlarıyla, devamlı oyunlara başlandı.25 Ağustos 1958’de Devlet Tiyatro ve Operası Genel Müdürlüğü’ne Cüneyt GÖKÇER getirildi.Yeni Sahne 4 Ekim 1960’da Albert CAMUS’nun “Caligula”, Altındağ Tiyatrosu 27 Mart 1964’te Nazım KURŞUNLU’nun “Merdiven” adlı oyunlarıyla açıldı.
Adana Devlet Tiyatrosu, 22 Ocak 1966’da Musahipzade CELAL’in “İstanbul Efendisi”yle açıldı.
13 Haziran 1966’da Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları’ndan ayrıldı.
12 Nisan 1969’da açılan İstanbul Kültür Sarayı’nda ilk tiyatro oyunu, 18 Nisan’da Büyük Salon’da oynanan “IV Henry” (Luigi Pirandello) oldu.
1971 Temmuz’unda Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, yeni kurulan Kültür Bakanlığı’na bağlandı.
1 Ekim 1971’de Lillian HELLMAN’ın “Küçük Tilkiler”i Bursa Devlet Tiyatrosu’nun, 26 Ekim 1971’de Strati KARRA’nın “Gece Bekçileri” adlı oyunu İzmir Devlet Tiyatrosu’nun kendi yerleşik kadrolarıyla sahneledikleri ilk oyunlar oldu.
29 Mayıs 1978’de Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne Ergin ORBEY getirildi.
1970’de yandıktan sonra onarımı tamamlanan Kültür Sarayı’na, 1977 – 1978 mevsiminin sonunda, Atatürk Kültür Merkezi adı verildi. 1978 yazında İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü kuruldu. Devlet Tiyatrosu, 9 Ekim 1978’de Büyük Salon’da William Shakespeare’in “Othello”su ile oyunlarına başladı. Atatürk Kültür Merkezi’nin Oda Tiyatrosu, 15 Kasım 1978’de Dinçer SÜMER’ in “Eski Fotoğraflar”ıyla açıldı. Devlet Tiyatrosu’nun yerleşik kadrosuyla ilk oyunu Ergun SAV’ın 7 Nisan 1979’da sahnelenen “Pof’la Paf” adlı çocuk oyunu oldu.
28 Aralık 1979’da Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne Cüneyt GÖKÇER getirildi.
25 Ekim 1981’de William Shakespeare’in “Kral Lear”ıyla açılan Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi’nde, Adana Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü kuruldu. Adana’da yerleşik kadroyla oynanan ilk oyun, 11 Kasım 1982’de sahnelenen, Ira LEVİN’in “Ölüm Tuzağı” oldu.
21 Mart 1983’te Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne Turgut ÖZAKMAN atandı.
28 Ekim 1983’te İstanbul’da Taksim Sahnesi, Musahipzade Celal’in “İstanbul Efendisi”yle açıldı.
1984 – 1985 mevsiminde Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü kuruldu.
Bursa’da Feraizcizade Oda Tiyatrosu 17 Aralık 1985’te, Nezihe MERİÇ’in “Sular Aydınlanıyor”du; İzmir’de Karşıyaka Sahnesi 29 Mart 1986’da William Shakespeare’in “Hırçın Kız” oyunlarıyla açıldı. 9 Şubat 1987’de Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne Raik ALNIAÇIK atandı.
1986 – 1987 mevsiminin sonunda kurulan Trabzon Devlet Tiyatrosu, 7 Ekim 1987’de Necati CUMALI’nın “Boş Beşik” adlı oyunuyla açıldı. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun Şinasi Sahnesi 13 Mart 1988’de Yüksel PAZARKAYA’nın “Meliha” adlı oyunuyla açıldı.
29 Ekim 1988’de Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Mehmet Ali Bey’in yazdığı “Ayyar Hamza”yı sahneleyerek açıldı.
15 Aralık 1988’de Prof.M.Bozkurt KURUÇ, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne getirildi.
4 Nisan 1990 ‘da Ankara’da İrfan Şahinbaş Atölye sahnesi açıldı. Deneme sahnesi olarak kullanılmak amacıyla açılan sahnede, Federal Almanya’dan gelen konuk Ruhr Tiyatrosu Jean–Paul SARTRE’ın “Mezarsız Ölüler” adlı oyununu sahneledi.
14 Şubat 1992’de, Mehmet EGE Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne getirildi. 1 Nisan 1992’de Bozkurt KURUÇ, Bölge İdare Mahkemesi’nin kararıyla görevine döndü.
14 Ekim 1992’de, Genel Müdürlüğe Yücel ERTEN atandı.
27 Mart 1993’te Antalya Devlet Tiyatrosu, Haldun TANER’in yazdığı “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”yla açıldı.
Ankara’da Kamyon Tiyatrosu uygulaması, 27 Nisan 1993’te Kızılcahamam Lisesi’nin bahçesinde, Sönmez ATASOY’un “Yedi Köyün Yargıcı” adlı çocuk oyunuyla başladı.
6 Ocak 1994’te Atatürk Kültür Merkezi’nde William Shakespeare’in “Hamlet”ini sahneleyerek açılan Birim Tiyatro Atölye Sahnesi, daha sonra Aziz Nesin Sahnesi adını aldı.
Yücel ERTEN, Genel Müdür seçimine aday olacağı için 7 Şubat 1994 ‘te görevinden ayrıldı. 8 Şubat 1994’te Tamer LEVENT, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünü vekaleten yürütmekle görevlendirildi.
Kültür Bakanlığı’nın talimatıyla yapılacak eğilim yoklaması için kararlaştırılan 14 Şubat 1994 günü Prf.M.Bozkurt KURUÇ Genel Müdürlüğe Danıştay kararı ile başladı. Tüm kurum çalışanlarının oylarıyla seçildikten sonra Bakanlık tarafından önerilen Tamer LEVENT,25 Mart 1994’te ataması yapılarak Genel Müdürlük görevine başladı.
Prof.M.Bozkurt KURUÇ, Danıştay kararıyla 1 Ağustos 1994’te Genel Müdürlük görevine döndü.
Ankara’da Mahir Canova Sahnesi, 7 Nisan 1995’te Orhan ASENA’nın “Candan Can Koparmak” adlı oyunuyla açıldı.
İzmir Bornova Belediyesi Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi 7 Mart 1997’de Necati CUMALI’nın yazdığı “Gömü”yle açıldı.
Sivas Devlet Tiyatrosu, 26 Kasım 1997’de Atatürk Kültür Merkezi’nde Ferdi MERTER’in “Seviyorlardı Yaşamı” adlı oyunuyla açıldı.
Van Devlet Tiyatrosu, 9 Aralık 1997’de Recep BİLGİNER’in “Sarı Naciye” adlı oyunuyla açıldı.
12 Aralık 1997’de Erzurum Devlet Tiyatrosu, Ergun SAV’ın “Can Bebek” oyunuyla yerleşik düzene geçti.
Konya Devlet Tiyatrosu, 19 Aralık 1997’de Refik ERDURAN’ın yazdığı “Tamirci”yle açıldı.
Sivas Devlet Tiyatrosu 2 Mart 1998’de Athol Fugart-John Kani-Winston Ntskona’nın yazdıkları “Ada” adlı oyunla, Cumhuriyet Üniversitesi Oda Tiyatrosu’nda da oyun sahnelemeye başladı.
24.08.1998 tarihinde K.Lemi Bilgin Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı ve bu görevi 09.12.1999 tarihine kadar sürdürdü.
26.02.1999 – 22.09.1999 tarihleri arasında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ne vekaleten İ.Rahmi Dilligil atandı. Dilligil 09.12.1999 tarihinde ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne atandı.
06.02.2001 tarihinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne Vekaleten Faruk Günuğur atandı.
24.08.2001 tarihinde K.Lemi Bilgin Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı.
22.08.2005 tarihinde İ.Mine Acar vekaleten Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı.

23.05.2007 tarihinde K.Lemi Bilgin Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı.

DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLERİ

İ.MİNE ACAR(22.8.2005-22.5.2007)MUHSİN ERTUĞRUL(30.9.1940-1.4.1951,7.10.1954-7.8.1958)İ.RAHMİ DİLLİGİL(9.12.1999-17.1.2001)DOÇ. DR. K.LEMİ BİLGİN(24.8.1998 - 09.12.1999,14.8.2001 - 22.08.2005,23.05.2007 - HALEN GÖREVDE)ERGUN ORBEY(31.5.1978-31.12.1979)FARUK GÜNUĞUR(15.1.2001-14.8.2001)CÜNEYT GÖKÇER(10.9.1958-1.6.1978 ,28.12.1979-10.2.1983)CEVDET MEMDUH ALTARPROF. DR. RAİK ALNIAÇIK(10.2.1987-1.1.1988)PROF. M. BOZKURT KURUÇ(15.12.1988-14.10.1992,14.2.1994-25.3.1994,1.8.1994-31.8.1998TURGUT ÖZAKMAN(25.3.1983-12.1.1987)Yücel Erten  

 

Ankara Aylık Program

İstanbul Aylık Pragram

İzmir Aylık Program

Adana Aylık Program

Antalya Aylık Program

Bursa Aylık Program

Trabzon Aylık Program

Konya Aylık Program

Sivas Aylık Program

Diyarbakır Aylık Pragram

Van Aylık Program

Erzurum Aylık Program

Gaziantep Aylık Program